Abdi İpekçi cinayetinin yıl dönümü ve yazık yıllar...

Sağ-sol çatışmalarının yoğun biçimde yaşandığı ve her iki taraftan da gençlerimizin hayatlarının taze baharında toprağa düştüğü yıllar... O günün şartlarında ve 1978 yılında Erzurum Milli Eğitim Múdür Yardımcılığı görevinden alınarak Konya Ereğli Halkapınar Beldesi Ortaokulu'na sürgün edilmiştim. Ereğli'nin o dönemlerdeki siyasi ve ideolojik yapısından kaynaklı olarak; ülkücülükten sürgün yemiş biri ve Erzurumlu olmamın deşifre olmasının kaygısını ve tedirginliğini ciddi ciddi yaşamıştım. Şüphesiz karşı çephedekiler de yurdun başka yerlerinde  bizlerin benzeri aynı kaygı ve tedirginliği yaşıyorlardı. Ereğli'den Ankara'ya gitmek üzere geceyi Konya'da geçirmiş; ama akşam haberlerini dinlememiş olmaktan Abdi İpekçi'inın öldürülmüş olmasından habersizdim.

 

01 Şubat 1979 günü Ankara'ya hareket saatinde Konya Ötübüs Terminali'ne vardığımda; sıra sıra dizili gazetelerin manşetlerinde; Abdi İpekçi'nin öldürüldüğü haberiyle irkilmiş ve sarsılmıştım. Bizim kuşaktan önde gelenlerin hedef olduğu ve her an bir saldırıya maruz kalacağı süreçte kaygı ve tedirginliğim giderek bir kat daha da artmıştı. O günlerin pis-kirli sarmalında ve gizemli karanlık tezgâhında gençlerimizle birlikte, sağdan ve soldan pek çok değerli aydınımız da hedef olmuş ve ne yazık ki hayatlarını kaybetmişlerdi. 

 

O süreçlerde; her an bir saldırı ve ölüm veya faili meçhul bir cinayete kurban gideceğinin kaygı ve tedirginliğini yaşamamış olanların, bugünlerden bakarak gazel ve hamasi hikâyeler okumakla, kuru bir yiğitliğe soyunmakla, yaşananlardan ders çıkarmaları zor. Yakın geçmişten ders ve ibret almayanların, tekerrürden kaçmaları mümkün değil. Değerli bir aydın ve gazeteci Abdi İpekçi'ye rahmet diliyorum.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.