Bir potansiyel demirbaş olarak maske

Geçtiğimiz günlerde bir minibüste yolculuk ederken, yanıma bir hanımefendi oturdu. Minibüsün sıkışıklığı, içerinin havasızlığı üzerine konuşmaya başladık. “Neyse ki,” dedi, “en azından, mart ayının sonuna doğru maske zorunluluğu kalkacakmış”. Bu haber ilgimi çekti, zira böyle bir şeyi yakın zaman içinde ben de bekliyordum. İnterneti kolaçan ettiğim halde bu haberle ilgili bir kaynağa ulaşamadım; muhtemeldir ki haber halkın fısıltı gazetesinde yer almıştı.

 

Maske takma uygulaması için bir yazı kaleme almayı düşünüyordum. Bu kaynaksız haber ise söz konusu yazıyı yazmamı biraz daha öne aldı. Belli ki, havalar ısındıkça mevcut maske zorunluluğu gerçeği varlığını halkta tekrar daha güçlü bir şekilde hissettirecek, homurdanmalar tekrar yükselecek.

 

O gün gelip de maske takma zorunluluğu ortadan kalkınca, bu uygulama halk içinde birdenbire mi kesilecek, yoksa bu uygulamanın unutulması uzun bir zaman dilimine mi yayılacak? Dahası, maskeyi hayatımızdan tam olarak çıkarabilecek miyiz?

 

Maske bir giysidir. Giysilerimiz, kültürel gelişimimiz boyunca üretip geliştirdiğimiz aletlerimizdendir. Her ne kadar tümünü somut kaygılarla edinmiş olsak da günlük yaşamımızda kullandığımız giysilerimizin çoğunu artık üzerimizde aynı kaygılarla taşımıyoruz.

 

Örneğin, çok çok büyüklerimiz sıcak Afrika topraklarında yaşarken, olmayan soğuktan korunmak için bir giysiye ihtiyaç duymuyordu. Sıcak tutan giysilere kuzeye doğru yol aldıkça ihtiyaç duyduk. Çok çok büyüklerimizin bahsi geçen coğrafyada şimdi yaşayan torunlarının, tamamı olmasa da, belirli bir kısmı artık üstünü başını örtüyor, “ayıp” olduğu için. Benzer şekilde, ülkemizin güney illerinde yazın anormal sıcaklıklar yaşanırken, bölge halkı yine benzer sebeplerden dolayı çıplak gezmiyor.

 

Etek adlı giysinin toplayıcılık zamanlarımızdan yadigâr kaldığı söylenir. Yine çok çok büyüklerimizin doğadan meyve sebze topladığı zamanlarda, toplayan ellerini boşaltıp, hali hazırda elde edilen besinin korunması için bir kasa görevi gördüğü tahmin edilir. Şu an ise hayatımızı toplayıcılıkla sürdürmüyoruz.

 

Bununla birlikte pantolonun, etek giymeye alışkın insanların at tepesine çıkmaya heveslendiği zaman, ata rahat binebilmesi için tasarlandığı iddia edilir. Şu an büyük bir çoğumuz atla haşır neşir değiliz ama, en azından etek yerine pantolon giymeyi tercih ediyoruz.

 

Yukarıdaki örneklerden de görülebileceği gibi, giysilerimizin tümünü çıkış amaçları doğrultusunda kullanmıyoruz. Onlara farklı anlamlar yüklemişiz, alışkanlıklar edinmişiz. Aynı kaderi maske neden paylaşmasın.

 

Öyle düşünüyorum ki, maske kullanımı halkın en azından bir kısmında sürekli bir alışkanlık olarak kalacak. Yazın kavurucu sıcağında çıplak gezmenin ayıplanması gibi, zorunlu olmasa da toplu taşımada maske kullanmayanlar, tedbiri elden bıraktıkları ve dahi toplum sağlığını düşünmedikleri gibi gerekçelerle, bir süre ayıplanacaklar. Zaman içinde bu ayıplanmalar zayıflayacak olsa bile, bir grup insan en azından kendilerini korumak ve belki de “sorumlu vatandaş tutumuna örnek teşkil etmek” için maskeye veda etmeyecek. Kim bilir, maske kullanımının bir sözüm ona “seçkin” insan davranışı olduğuna da şahit olabiliriz. Zorunluluğun ortadan kalmasının maskeye olan talebi düşürmesi üzerine, maske üretiminin giderek azalması ve buna bağlı olarak fiyatının artması, böyle bir gerçeklikle neticelenebilir.

 

İnsanın her işinde mantık aranmaz. Ağustos sıcağında çıplaklığı ayıplayan insandan, maskeyi de bir demirbaş olarak görmesini beklemek olağandır.

Sağlıklı yarınlara.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Hakan Cebeci 22 Şubat 2022 19:16

    Üryan geldim üryan giderim ölmemeye ey dost fermanın mı var? benim can vermeye hey dost dermanım mı var? Harami var diye korku verirler, benim ipek yüklü hey dost kervanım mı var.