İyi ise bizce sorun yok!

Gazetecilik denilen meslekte ya da bu illette haber faslını bir kenara koyarsak, geriye sadece yorum kalıyor.

 

Bilindiği gibi, televizyonculukta acil bir haberi kurgusuz, yani ham haber olarak verirsiniz. Yani, kesip biçmeden, işinize gelmeyeni çıkarmadan, eğrisine doğrusuna bakmadan sunarsınız.

 

Ve gerçek haber de işte budur!


Oysa yorum öyle değildir. Göğsünüzdeki terazinin bir kefesine koyduğunuz düşüncenizi, darasıyla birlikte tarttıktan sonra
yazmak ne yazık ki her babayiğidin kârı değildir.


Şu ulusal medyaya bakın bir yol!


Kendini her zaman zayıf olduğuna inandırmış olan gazete marabaları, güçlünün, yani patronunun yanına geçerek ve "emret ağam," diyerek yaşamaya çalışırlar ve de doğal olarak buna alışırlar.


Gazete ağası güçlüye bakar; gazete marabası da ağasının ağzına yakışacak haber ve yorumu yapar.


İşte o zaman gazetecilik gazetecilikten; insanlık da insanlıktan çıkar.


Aklın marşı basmaz, vicdan tekler, ilkeler patlar.


Ve mekanik bir hurdaya dönersiniz. Ve sizi çekecek bir çekici beklemeye koyulursunuz. İstediğiniz kadar bekleyin! İnanın, o çekici gelmeyecek, sizi gitmek istediğiniz yere götürmeyecektir. Sonunda kuşlara kafes, tavuklara kümes, lavuklara han olursunuz.

 

Gazetecilik, toplumu ilgilendiren toplusal olayları tarafsızca yansıtmak ve yorumlamaktır. Görülmesini istenmeyen olay ve gelişimleri göstermek, duyulması istenmeyen gerçekleri söylemektir.


Demem o ki; 31 Mart 2019'a yaklaşmadan önce, bu satırların yazarı başta Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen'in yaptığı güzel şeyleri vicdanına danışarak yazdı.

 

Sadece Sayın Sekmen mi; Palandöken İlçe Belediye Başkanı Sayın Orhan Bulutlar'dan övgüsünü esirgemedi. Yakutiye İlçe Belediye Başkanı Sayın Ali Korkut için; 'Yakutiye'nin bir mimarı var,' manşetini attı. Aziziye İlçe Belediye Başkanı Sayın Orhan için olumlu şeyler yazdı. Ve en önemlisi Narman İlçe Belediye Başkanı Sayın Yücelen'e yaptığı harika işler için takdirlerini sundu. Ve daha niceleri..


Şimdi de bir İYİ Parti gerçeği var!


İYİ Parti, iyi mi olur, kötü mü?


Nereden bilelim; her parti isminin yükünü taşımıyor ki! Geçmişten bugüne şahitliğimiz var yani!


İyi'nin sözlük anlamı, beğenilen düzeyde olan, uygun ve istenilen nitelikleri taşıyanmış.

 

İyi ise bizce sorun yok!
Geliyorlar işte!

 

Ne yapalım yani, görmeyelim mi?
Ya da 'gelmeyin' desek gelmeyecekler mi!?
Kulağımız sağır, gözümüz kör değil ki!
Çok şükür, henüz aklımızın marşı basıyor; ne tekleyen bir vicdanımız var, ne de ilkelerimiz patladı.
Yani, bu araba yolda kalmaz; yani, bu maraba yine gördüğünü okur.

 


Yanılırsak; kuşlara kafes, tavuklara kümes, lavuklara han olmadan kontağımızı kapatır, parka çekeriz
kendimizi.

 


Başkaları gibi 'inkârda fayda var' demeden ve fikrimizin fiyakasını bozmadan, yaşamaya devam, deriz.

 

Nasıl olsa, ağzımızda bir lokma, sırtımızda da bir hırkamız var, değil mi yani!

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.