Ülkücülerin silahları

Önce dönemin ekonomisi ve paranın değeri hakkında bir şeyler söylemem lazım...

 

1972 veya 1973'te göreve başlayan ilkokul öğretmeni arkadaşım 900 lira civarında maaş alıyordu...kıdemleri sebebiyle maaşı biraz daha fazla öğretmenler, o maaşla evlerini geçindirebiliyorlardı...

 

Aynı tarihlerde öğrenci kredisi önce 350 liraydı ve sonra 500 liraya yükseldi...o paradan bir kısmını ayırarak ailesinin geçimine yardımcı olan arkadaşlar vardı...

 

Öğrenci kredisini müracaat ettiğiniz tarihte alamıyordunuz...krediniz çıktığında ise müracaat tarihinden itibaren birkaç aylığı toptan alıyordunuz ki en az 2.000 lira...

 

Orta halli ve çok satılan türden bir tabancanın fiyatı 1.000 liradır...yani, toplu paranız size ödendiğinde yarısından azını vererek bir tabanca sahibi olabilirsiniz...

 

Tabii ki doğdukları yerle ilgili olmak üzere ve aile geleneği çerçevesinde silah bulunduran arkadaşlar da vardı... 

 

1970'li yılların ortalarında, Erzurum'da bu türden silahların 50 ila 150 arasında olduğunu tahmin ediyorum...ülkücülerin fakat teşkilatın olmayan silahlar...

 

Araya bir hatıra sıkıştırayım mı...o silahlardan birini Burdurlu Mesut'tan, karlı, soğuk bir kış gecesi, rahmetli Emin Yılmaz'la birlikte almış ve kullanmıştık...

 

...

Teşkilatın silahları...teşkilat tarafından satın alınmış, teşkilatın tasarrufunda ve nerelerde bulundurulup kimlere ne zaman verileceğine teşkilatın karar verdiği silahlardır...

 

Yönetimde o işlerden sorumlu kişi tarafından devralınır ve görev süresinin bitiminde yeni sorumluya devredilirler...

 

Bu silahların sayısı Erzurum'da 3-5 civarında seyretmiş ve o sayı hiçbir zaman 10'a ulaşmamıştır...

 

Çatışmaların yoğun olduğu illerde ve büyük şehirlerde bu sayının daha yüksek olacağı muhakkak, ancak hiçbir yer için aklınıza bir silah deposu gelmesin...

 

...

Silahların kaynakları arasında birinci sıra kaçakçılarındır...büyük kaçakçılardan ziyade, onların taşeronu veya şubesi diyebileceğimiz küçükler...

 

Onları belli semtlerin belli kahvelerinde kolaylıkla bulursunuz ve sizin niyetinizi ilk bakışta bilecek kadar mesleki tecrübeye sahiptirler...

 

Elbette hasımlarınıza da silah satarlar ve siz de bilirsiniz...işleri o...

 

Size kirli silah satmayacaklarının garantisi yoktur...ya sizden korkmalıdırlar ya da zaman içerisinde aranızda bir güven ilişkisi doğmuş olmalıdır...

 

Bu arada, kirli silah daha önce bir suçta kullanılmış ve ele geçirilememiş silah demektir...

 

Arjantin ondörtlüsü piyasaya ilk defa sürüldüğünde, toplu alımlarda indirim sağlayacağı söylenen genel merkezle ilişkili bir arkadaş işaret edilmişti...sonra o silahların birkaç atıştan sonra namlularının şiştiği dedikodusu çıktı ve o defter öylece kapandı...

 

...

Kaynakların ikinci sırasında adliyelerin emanet depoları var...

 

Geçenlerde rahmete kavuştuğunu sosyal medyadan öğrendiğim bir arkadaşımız...bulunduğu ilin adliyesini soymuş ve bize bir çuval silah getirmişti...aralarında, sonradan meşhur olan tanburalı dedikleri bir silah da vardı...

 

Silahlar, Abığ referansıyla bir otobüsün bagajında ve hikâyemizin en kıymetli çocuğu nezaretinde Ankara'ya gönderildi...üç veya dört adedini hamaliye ücreti olarak tevkif etmiştik...

 

...

Üçüncü sıradaki kaynak kirli...durun, silahlar değil...silahlar zaten kirli de bu defa kişiler de kirli...

 

O yıllarda yakalanılan silahlar adliyelerin emanet depolarında muhafaza edilir ve dosya sonuçlandıktan bir süre sonra imha için askeriyeye gönderilirdi...

 

Adliyede yahut askeriyede işini bilen personelden silah satın alınabiliyordu...yalnız parayla birlikte, size satılan silahın yerine konulması için, bir de çakaralmaz vermek zorundasınız...

 

...

Dördüncü sıradaki kaynak, kaynak sayılır mı ve bu sıraya girmeli mi emin değilim...

 

Kire, pasa aldırmayacak kadar şiddetli bir çatışma ortamındaki teşkilatlara başka teşkilatların kirli silahları yetiştirilirdi...

 

...

Nihayet son kaynağa geldik ki kaynak sayılacak derecede bile değildir...üzerinde çok konuşulduğu için bu sıralamaya dahil ettiğimi biliniz...

 

Askeriyede ve emniyette çalışan ülkücüler...

Bir vicdan borcunu ifa için söylüyorum...benim, arkadaşlarımın, tanıdıklarımın ve sonradan tanıdıklarımın hepsinden toplanmış bilgilerle söylüyorum...

 

O kurumlarda çalışan hiçbir tanıdığımız bize silah da mermi de teklif etmedi...haşa, hiçbirisi bize kimseyi hedef de göstermedi...

 

Can pazarındayken ve canhıraş halde kapılarına dayanarak talepte bulunan biziz...

 

Bizi kırmayanların aldıkları risk bizim aldığımız riskin kat be kat fazlasıydı...

 

Zaten bu ülkenin o günkü ikliminde bile o kaynaktan temin edilmiş silah ve mühimmatla işlendiği iddia edilen suç sayısı toplam suç sayısının onbinde biri dahi değildir...

 

...

CIA, KGB, SAVAK, MİT, Özel Harp Dairesi falan filan...
ABD, Yeşil Kuşak, mavi yelek, mor düğme, şu bu...
İşte hepsinin bizim oradan manzarası...

 

Bu bilgiler ışığında arkadaşlar, o döneme dair bütün bildiklerinizi bir daha gözden geçirmeye ne dersiniz?

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.