Atabarı (Artvin Barı): Adlandırma, Etimoloji ve Kültürel Bağlam

Özet

Atabarı, Doğu Anadolu–Kafkasya kültürel havzasında şekillenmiş bir halk oyunu olup, adlandırılması Cumhuriyet döneminde belirginleşmiş; kökeni ise tekil bir etnik yapı ile açıklanamayacak derecede çok katmanlıdır. Bu bölümde Atabarı’nın adlandırılması, “bar” teriminin etimolojisi ve köken tartışmaları birincil ve ikincil kaynaklar ışığında ele alınmaktadır.

 

Giriş

Doğu Anadolu ile Güney Kafkasya arasında uzanan coğrafya, tarih boyunca farklı toplulukların yalnızca yan yana değil, iç içe yaşadığı bir temas alanı olmuştur. Bu temas, dil ve gündelik hayatın ötesinde müzik, ritim ve hareket kalıplarına da yansımış; halk oyunları bu geçişkenliğin en görünür tezahürlerinden biri hâline gelmiştir. Bu nedenle bölgeye ait bir dansın kökenini tek bir topluluğa indirgeme eğilimi, çoğu zaman tarihsel verilerden çok sonradan kurulmuş kimlik anlatılarının ürünüdür.¹

“Bar” adı verilen halk oyunları, Erzurum, Kars ve Artvin hattında yaygın olarak görülen; oyuncuların yan yana dizilerek, çoğunlukla el ele tutuşarak icra ettikleri toplu danslardır. Bu oyunlar belirli ritmik tekrarlar üzerine kurulur ve kolektif hareketi esas alır. Bar oyunlarının erken dönem sistematik tasniflerinden biri Mahmut Ragıp Gazimihal tarafından yapılmış; Gazimihal bu oyunları Doğu Anadolu folklorunun temel kategorilerinden biri olarak tanımlamıştır.²

Atabarı olarak bilinen oyun, bu genel çerçeve içinde yer alır. Oyunun eski adının “Artvin Barı” olduğu, hem yerel folklor derlemeleri hem de Cumhuriyet dönemi repertuvar kayıtlarıyla uyumludur. Nitekim Türkiye Radyo Televizyon Kurumu halk oyunları arşivinde de Atabarı, Artvin yöresine ait bir bar oyunu olarak kaydedilmiştir.³

Cumhuriyet’in erken döneminde Ankara’da düzenlenen folklor gösterilerinde bu oyunun sergilendiği ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu oyuna ilgi gösterdiği, dönemin tanıklıkları ve folklor literatürüyle desteklenmektedir.⁴ Bu sürecin ardından oyunun “Atabarı” adıyla anılmaya başlanması, bir köken değişiminden ziyade, dönemin kültürel inşa süreci içinde şekillenen sembolik bir adlandırma olarak değerlendirilmelidir.

“Bar” kelimesinin etimolojisi konusunda kesin bir uzlaşı yoktur. Bu noktada Andreas Tietze’nin etimolojik değerlendirmeleri önemlidir. Tietze, Türkçe söz varlığının önemli bir kısmının tarihsel temaslar yoluyla şekillendiğini ve birçok kelimenin kesin kökeninin belirlenemediğini göstermektedir.⁵ Bu yaklaşım, “bar” kelimesini tek bir dile veya millete kesin biçimde atfetmenin metodolojik olarak sorunlu olduğunu ortaya koyar.

Atabarı’nın kökenine ilişkin olarak ileri sürülen “Ermeni barı” iddiası da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Ermeni kültürü üzerine yapılan çalışmalar, Doğu Anadolu ve Kafkasya’da kültürel formların karşılıklı etkileşim içinde geliştiğini göstermektedir.⁶ Bu durum, dans ve müzik gibi alanlarda ortak kalıpların ortaya çıkmasını doğal kılar.

Bu genel çerçeve içinde Atabarı’nın doğru konumlandırılabilmesi için onu ait olduğu daha geniş bar sistemi içinde değerlendirmek gerekir. Erzurum–Kars–Artvin hattında görülen bar oyunları, tekil örnekler değil; belirli yapısal özellikleri paylaşan bir dans ailesinin parçalarıdır. Bu oyunlar ritim, diziliş ve hareket mantığı bakımından birbirine yakınlık gösterir; farklılıkları ise çoğunlukla tempo ve yerel üslup düzeyinde ortaya çıkar.²

Erzurum barları genellikle daha ağır ve ölçülü bir karakter taşırken, Artvin çevresinde görülen barlarda tempo artar ve figürler daha hareketli hâle gelir.¹ Atabarı bu iki eğilim arasında bir geçiş formu olarak değerlendirilebilir. Kars ve çevresinde ise Kafkas etkisinin daha belirgin olduğu görülür; bu durum figür yapısına ve ritmik vurguya yansır.⁴

Bu karşılaştırmalı yapı, bar geleneğinin sabit değil, coğrafya boyunca değişen ve dönüşen bir sistem olduğunu gösterir. Dolayısıyla Atabarı, belirli bir merkezin ürünü olmaktan çok, bu hattın tamamında görülen ortak ritmik ve hareket kalıplarının bir bileşimi olarak ortaya çıkar.

Sonuç olarak Atabarı, Doğu Anadolu–Kafkasya kültür alanının ortak üretimlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Kökeni tek bir millete indirgenemez; adı ise Cumhuriyet döneminde sembolik bir anlam kazanarak yerleşmiştir. Bu yaklaşım hem etnografik verilerle hem de dilbilimsel bulgularla uyumludur.

 

Kaynakça

  1. Boratav PN. 100 Soruda Türk Folkloru. İstanbul: Gerçek Yayınları; 1969.
  2. Gazimihal MR. Türk Halk Oyunları. İstanbul: Maarif Matbaası; 1939.
  3. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Halk Oyunları Repertuvar Arşivi.
  4. And M. Oyun ve Bügü. İstanbul: İş Bankası Yayınları; 197
  5. Tietze A. Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı. İstanbul: Simurg Yayınları.
  6. Pattie S. Faith in History: Armenians Rebuilding Community. Washington: Smithsonian Institution Press; 1997.