Cumhuriyet eğitimi şiddet mi üretiyor?

Sanki lâik eğitim varmış da; şiddet olayını lâik eğitime bağlayan bazı yoz akl-ı eveller; yıllarca etkilendikleri, her fırsatta tekrarladıkları Necip Fazıl Kısakürek'in kindar- dindar nesil ikilemini çağrıştıran o sözlerini unutmuşa benziyorlar. 


Ne diyordu Necip Fazıl gençliğe hitabesinde:

"Mekân bendedir ve zaman bana emanettir şuurunda bir gençlik, bir gençlik. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik..." Yine düşman yaratma anlayışını şu mısralarla ifade eder Necip Fazıl.

"Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın"

Peki yüzyıllar ötesinden Koca Yunus Emre ne diyordu: "Adımız miskindir bizim/ Düşmanımız kindir bizim/ Biz kimseye kin tutmayız/ Kamu âlem birdir bize/ Ben gelmedim dâvâ için / Benim işim sevi için/ Dostun evi gönüllerdir/ Gönüller yapmaya geldim/ Sevelim sevilelim"

Şiddeti lâiklik üzerinden okuyan ve hüküm kuran akl-ı evveller; Koca Yunus'un sevgi ve hoşgörü pınarından beslenmeyen düşüce kaynağınızın nerelerden beslendiğini bilmem ki anladınız mı? 

Cumhuriyet eğitimi şiddet değil, bilgi ve bilim üretir. Türkiye islâm dünyasında bir yıldız gibi parlıyorsa ve dünyada 20. büyük ekonomiye sahipse bu cumhuriyet eğitiminin sonucudur.