"Öldük de arkamızdan iki satır yazmadın" der gibisin.
Bak be hocam gecenin 3’ü… Tutmadı o tatlı dedikleri uyku.
Bir sağa bir sola dönüyorum yatağımda, kalbimdeki acı yastığı sanki taşa çevirdi.
Hiç olmazsa iki satır yazmam lazım deyip fırlıyorum yataktan.
Belki yazınca, belki yazarak vedalaşınca, belki içimi dökünce ruhumun derinliklerinde hapsolan o acıyı azaltabilirim.
Plakta Müzeyyen Senar, ‘’Şarkılar Seni Söyler’’ diyor kısık sesle.
İki gün önce ‘arayıp bir sesini duyayım’ diye iç geçirdiğimde araya giren meşgalelere tüm öfkem gecenin bu saatinde.
Keşke arasaydım, helalleşirdik en azından. Keşke…
Feridun Fazıl Özsoy…
İyi adamdı.
İyi insan, iyi dost, iyi bir vatanseverdi.
Ortaokuldan, GAMPO’dan hocamdı.
Yıllar sonra ben gazeteciliğe başlarken, Feridun Hoca, TRT’de yapımcı ve Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) Başkan adayı olarak karşıma çıktı.
Destek istedi.
2000’li yıllar ve ben o dönem idealist ve biraz da anarşik ruhlu genç bir gazeteci olarak bazı nedenlerden dolayı adaylığını desteklemediğimi hatta kazanmaması için mücadele edeceğimi açıkça yüzüne söylemiştim.
Öyle de oldu.
Bilhassa akranım diğer genç gazetecileri örgütleyip aleyhinde çalıştım ve seçimleri kaybetti.
Allah var tek kırıcı lafını duymadım. Muhalif duruşumu hep anlayışla karşıladı.
Bu demokratik tavrı ve sevgi dolu insani yaklaşımı beni çok etkilemiş, açıkçası biraz da mahcup etmişti. Sonra ki dönemlerde DAGC’de seçimleri kazandı ve birlikte yönetim kurulunda da görev yapma onuru elde ettim.
Mesleğini, meslektaşlarını, Cemiyet’i çok severdi, çok da büyük hizmetleri oldu. Vizyonu, çalışkanlığı ve sürekli ürettiği projeler sayesinde DAGC’ye çok büyük vizyon ve saygınlık kazandırdı.

Feridun Hoca’nın çağdaş yönetim anlayışı, özellikle dış ilişkilerdeki girişken ve üretken vizyonu benim için çok öğretici oldu. Ankara’da ulusal bir gazetecilik meslek örgütünde 15 yıl ondan öğrendiklerimle Genel Başkanlık yaptım. Kritik kararlarda Feridun Hoca’yı arar fikrini alırdım. Kendisine müteşekkirim.
Benim hocam, başkanım, ağabeyim, dostumdu.
Şahidim, hangi arkadaşımızın başı sıkışsa işini gücünü bırakır gece-gündüz koşardı.
Kara gün dostuydu, sevdiğini ezdirmez korur, kollardı.
İyi bir Şenkayalı, mükemmel bir Erzurumlu, gerçek bir Dadaş’tı.
Seçimlerde aleyhine çalışmam dahil bir gün bile birbirimizi kırmadık. En azından ben öyle biliyorum. İstemeden onu kırmışsam da hoş görmüş, affetmiştir eminim.
Çok sevdiğim dostumu, büyüğümü kaydetmenin derin acısıyla doluyum.
Bir sevdiğimi daha kaybettim. Düne göre daha yalnızım. En son 2 yıl önce abimi kaybettiğimde yaşamıştım bu duyguyu. Ondan önce annem ve babamın ölümünde.
Aşık Veysel’in dediği gibi.
Ben giderim ad kalır
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram olur
Dostlar beni hatırlasın.
Seni hep sevgiyle hatırlayacağım hocam.
Ve çok özleyeceğim.
Ruhun şad olsun.

