Maç güzel, Eren çok iyi, küfürler çok kötü 

Erzurumspor kendisi açısından çok daha önemli olan maçta lider Amedspor'u 2-0 yenerek hem puan farkını azalttı hem de psikolojik üstünlüğü eline geçirdi. 

Maçın ilk yarısında karşılıklı ataklar oldu ama gol gelmedi. Genel itibarıyla çekişmeli, mücadeleci ve heyecanlı geçen maçın gol olmadığı bölümleri de seyirciler açısından zevkli idi. İlk yarıda takımlar yeterince üretken değildi gol bölgesinde; tribünleri heyecanlandıracak ya da endişelendirecek bir durum yaşanmadı. 

İkinci yarıda Erzurumspor biraz daha hareketliydi. Gol de tribünlerin yavaş yavaş endişelenmeye başladığı dakikalarda geldi. Maçın en iyisi Eren Tozlu ceza sahası dışından güzel bir vuruşla topu Erce'nin üstünden ağlara göndererek ilk golü kaydetti.

Eren hem golden önce hem golden sonra oldukça çalışkan ve verimli oynadı aslında. Golünün dışında rakip savunmayı yıpratması, kendi savunmasına yardım etmesi, takımı ateşlemesi bakımından da alkışı hak etti. 

Konuk takım Amedspor, aslında kadro derinliği, atletizmi ve liderliğinin getirmiş olduğu moral motivasyonuyla Erzurumspor'dan daha iyi durumdaydı. Kötü de oynamadı; Erzurumspor'un golünden önce de sonra da gol bulabilecek pozisyonlara girdi. Ancak Erzurumspor'un kalecisi Orbaniç ve defans oyuncuları bugün oldukça dikkatli oynayarak rakibe gol fırsatı vermedi.

Saha içindeki maç aslında gayet iyi ve centilmence geçti. Amedspor'un iki beki Kahraman ve Murat'ın ikişer sarı kartla oyun dışı kalması pozisyon gereği yapılan engellemelerden kaynaklandı.

Hem ev sahibi takım oyuncuları hem misafir takım oyuncuları gergin bir ortamda her zaman sorunlu sıkıntılı ve ne yazık ki centilmenlikten uzak bir şekilde oynanan maçlara nazaran iyi niyetli ve saygılı bir duruş sergilediler.

Maçın bitiminde de rakipler birbirini gayet güzel bir şekilde tebrik ettiler ve sahadan herhangi bir gerginliğe meydan vermeden ayrıldılar. 

Bunlar maçın ve sporun güzel ve sportif yönleri idi. Ancak günler, haftalar ve hatta aylar öncesinden bugüne kadar yükselen gerilim stad dışında, tribünlerde ve tabii sosyal medyada kendisini belirgin bir şekilde tırmanmıştı.

Sonunda maç saati gelince o gerilim çirkin yüzünü ortaya koydu. Tribünleri beklendiği gibi geçmiş maçlara nazaran daha fazla dolduran taraftarlar kendilerine yakıştırdıkları dadaşlık sıfatına uymayan bir kabalık sergilediler.

Maçtan evvel başlayan küfürlü tezahüratlar maç boyunca devam etti. Ligin ilk yarısında Diyarbakır'da oynanan ve 2-2 biten maçın ardından yaşanan olaylarda Erzurumsporlu futbolcular şiddete uğramış, darb edilmiş ve çok çirkince muamelelere maruz kalmışlardı.

O günden beri biriken öfke tribünlerde Amedsporlu oyunculara ağza alınmayacak küfürler edilmesiyle kendisini dışa vurmuş oldu. Bu, hiç şüphesiz Erzurum'a, Erzurumlu'ya, dadaşlığa, taraftarlığa yakışmayan bir çirkinlikti. 
Hiçbir sporcunun  hiçbir insanın, hiçbir masumun küfrü, hakareti, aşağılamayı hak etmediğini söylemeye gerek yok. Hele bazı oyuncuların annelerine küfür edilmesi affedilemez. 

Her sene küfürlere değinen, küfür savuranları kınayan yazılar yazmak zorunda olmak kötü bir şey. Ama ne yazık ki bu bir Türkiye gerçeği! Ve sadece Erzurum'u ilgilendiren ya da Erzurum'da rastlanan bir çirkinlik değil.

Maçın devam ettiği dakikalarda ve maç bittikten sonra sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlarda bu çirkin durumun aslında bütün takımların, bütün stadların, bütün taraflar gruplarının az ya da çok paydaşı olduğunu hemen görebiliyorsunuz, Amedspor'a destek amaçlı yapılan paylaşımlarda kullanılan dil  üslup ve sarf edilen küfürler sorunun ne kadar ciddi, büyük ve yaygın olduğunun göstergesi...

Türkiye'nin önemli bir süreçte bulunduğu, çok değerli bir hedefe kilitlendiği, aklı başında herkesin başarılı olmasını dilediği terörsüz Türkiye hedefi birçok etkenin yanı sıra Diyarbakır ve Erzurum'un bu sürece destek vermesi ile başarıya ulaşacaktır.

Bu, kesin! Bu sadece siyasetin, bürokrasinin, medyanın çabasıyla olmayacak; hiç şüphesiz sokaktaki ve  tribündeki taraftarın da sorumluluk üstlenmesi ile mümkün olacaktır. Onun için aklı başında herkesin Diyarbakır ve Erzurum arasında yıllardır süren gerilimi düşürmeye, gidermeye ve yok etmeye çalışması gerekir.

Diyarbakır ve Erzurum'daki tribünlerde her maçta yaşanan çirkin manzaralar sadece spor kamuoyunun değil başta bu iki şehir olmak üzere bütün Türkiye'nin sorunudur. Küfür edenler, gerilimi tırmandıranlar, bundan nemalananlar artık kendilerine çeki düzen vermeli, duygularının  hırslarının, kışkırtmaların esiri olmaktan kendilerini kurtarmalıdırlar. 

Bundan sonraki Diyarbakır Erzurum karşılaşmaları sadece spor kapsamında konuşulmalı, onun ötesinde yorumlara gerek kalmamalıdır. Bugün Erzurumspor taraftarının ara ara çok başarıyla ve coşkuyla seslendirdiği sloganlar ve marşlar oldukça güzel ve eğlendirici idi. Keşke tribünler sadece spor içerikli tezahüratlarla yetinse.. 

Bundan sonraki maçların öyle olması, öyle ortamlarda oynanması, barışçıl ve dostça gerçekleşmesi temennisiyle herkesi itidale davet ederek yazıyı tamamlayalım.