Son dakikadaki frikik olmasa, o vuruşu yapacak Eren olmasa maçla ilgili yazı ‘kötü final’ temalı olacaktı!

Ama maç boyunca sakin sakin oynayan, sonlara doğru Atınç’ın kafa golüyle o sükûnetin karşılığını almak üzere olan Bandırmaspor’u hayal kırıklığına uğratan sonuçla bitince şampiyonun finali de bütün sezonu gibi güzel olmuş oldu.

Golü, oyuna sonradan girip 15 dakika kadar oynayan Eren’in, yani takımın süper yıldızının atmış olması, son dakikada atmış olması, frikikten ve çok güzel bir vuruşla atmış olması çok iyi oldu.
Eren’e de takıma da yakıştı bu güzellik…
Ama yine de birtakım ‘kötülük’ler olmadı değil. Sahaya çıkarken şampiyonu çiçeklerle, hoş geldin’lerle karşılayan Bandırmasporlu futbolcuların maç içerisinde, devre biterken ve maç sonunda bir kısım taraftarlarca hakarete uğraması, küfürlere maruz kalması o kötülüklerden biriydi.

Amedspor’a küfürlerin devam etmesi yine kınanacak bir kötülük oldu. Takım şampiyon olmuş, üstelik Amedspor’u geriden gelerek geçip şampiyon olmuş, rakibinin geçme ihtimali kalmamış bir durumdayken işin keyfini çıkarmak varken küfürleri devam ettirmek olacak şey değil…

Çoluk çocuk, gelin kaynana, genç yaşlı, kadın erkek, dede torun adeta bütün Erzurum tribünleri doldurmuşken savrulan küfürler, gençlerin bu kötülükten bir an önce kurtarılması gerektiğini ihtar ediyordu yetkililere, eğitimcilere, anne babalara ve kulüp yöneticilerine…

Ama önce ‘kötü’ gençlerin kötülüklerinin farkında olması gerekiyor! Ağızlarından çıkan sözlerin küfür olduğunun, kötü söz olduğunun, başkalarının hakkına hukukuna tecavüz olduğunun farkına varması…
Tribünde olunca yani yüksek sesle savrulunca daha fazla rahatsız eden küfürler, aslında çarşıda pazarda, otobüste minibüste, sokakta evlerde, okulda yurtta yani her yerde duyuluyor ne yazık ki…

Ve bu kötü sözleri sürekli sarf edenler açısından bir sorun olmuyor! Duyanları, dinlemek zorunda kalanları, mağdur olanları rahatsız eden sözler diğerleri için sıradan, rutin, normal kabul ediliyor. Böyle olmasa bu kadar kolayca bu sözleri sarf etmek mümkün olmaz; utanır adam yahu hiç olmazsa!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin özellikle son okul saldırılarından dolayı iyice hedefe kondu; onun Ramazan genelgesi çok tartışıldı, başka bazı eylem ve sözleri ve son olarak okullardaki şiddet buna eklenince tepkiler daha da büyüdü.
Bu tepkilerin bir kısmının ideolojik olduğu, dikkate almaya gerek olmadığı açıktı; o tepkileri gösterenlerin aslında milletin değerlerini, tarihini, inancını hedef aldıkları ortada/ydı.

Ama bir gerçek var ki eğitim süresi giderek artıyor olmasına, ‘dindar nesil’ hedefli müfredat ve içerikler oluşturulmasına, teknik ve altyapı bakımından büyük ilerlemeler sağlanmış olmasına rağmen gençlik istenen, arzu edilen, hedeflenen seviyenin çok ötesinde bulunuyor.

Şiddet olayları da gösteriyor ki daha da kötüye gidiyor gençlik… Bu gidiş, hayra alamet değil. Görece daha muhafazakâr, daha dindar Erzurum’daki tribünlerden yükselen kötü sözlerin ve kötülüklerin münferit olduğu savunulabilir.
Başka tribünlerden, başka şehirlerden, başka ortamlardan örnekler verilebilir. Ama bu durum işlerin giderek kötüleştiği gerçeğini değiştirmez. Genel toplamda kötü söz, hakaret, küfür, şiddet, kavga, cinayet vakaları azalmıyor, artıyor.

Bunu herkes dert edinmeli; Milli Eğitim’den Gençlik ve Spor’a, Aile ve Sosyal Politikalar’dan Sağlık’a kadar bütün bakanlıklar, siyasetçiler, kulüp yöneticileri, eğitimciler ve anne babalar her türlü kötülüğün yayılmasına ve gençleri etkisi altına almasına engel olmak için çaba göstermelidir. Ki böylece belki herkesin şikayetçi olduğu, mustarip olduğu, kınadığı kavga, şiddet ve cinayet vakaları gündemden kalkar…
Erzurumspor taraftarına düşen iyiliğin ve güzelliğin temsilcisi olmak, başarının ve hak edilmiş şampiyonluğun keyfini çıkarmaktır…


