Önemli insan ve değerli insan arasındaki fark

Nazım hükümlü olarak Bursa cezaevinde yatmaktadır. Cezaevini teftişe gelen yetkili Nazım'ı müdürlük makamına çağırır. Alaycı bir ifade ile "Nazım Hikmet sen misin?"der ve ona küçümseyici bir şekilde bakar, ayakta bekletir.

Bu durumu hazmedemeyen Nazım yetkiliye "Ömer Hayyam'ı tanır ve bilir misiniz?" diye sorar. Yetkili " Ömer Hayyam'ı kim tanımaz, elbette bilir ve tanırım" cevabını verir.

Nazım "Peki o dönemdeki İran hükümdarını biliyor musunuz?" Yetkili sorıya cevap veremez. Nazım "Sanatçıyı hatıladınız ama hükümdarı bilemediniz ve hatırlamadınız. Yıllar sonra dünya beni ve benim gibi sanatçıları hatırlayacak, fakat sizi   ve siz gibi makam sahiplerini kimseler hatırlamayacak" der ve arkasını döner gider.

Makamlardan ve mevkilerden güç alan önemli insanlar makamlar mevkiler gidince önemleri sonlanır, unutulurlar hatırlanmazlar.

Değerli insanlar ise asar-ı antika gibi yıllarca ve asırlarca değeleri artarak ve değerlerinnden eksilme olmadan yaşamaya devam ederler.

Arapça bir darb-ı mesel bu durumu şöyle kavramsallaştırır.

"Şerefü'l mekan, bil mekin"
 "Bir mekânın şerefi, orada ikamet eden (orayı dolduran kişinin ağırlığından değerinden gelir)