Sayısız Hayat: Prof. Dr. Durkaya Ören

Bazı insanlar vardır; doğdukları toprakların kokusunu, sesini, rengini hayatları boyunca taşırlar. Nerede olurlarsa olsunlar, memleketlerine karşı hissettikleri sorumluluk hiç eksilmez. Prof. Dr. Durkaya Ören işte tam da böyle bir isim.

 

1947’de Şenkaya’da dünyaya gelen Ören, hekimlik mesleğine 1973 yılında Oltu’da başladı.

 

O dönemin kırsal şartlarını düşünün; hastane yok, imkânlar sınırlı. Ama o, her hastasına sadece tedavi değil, umut da verdi. 1976’da ihtisasa adım atarken aslında bir mesleğin değil, bir davanın yolcusu oldu.

 

Sabırla, alın teriyle yükseldi: 1983’te yardımcı doçent, 1987’de doçent, 1993’te profesör. Ama unvanların gölgesine sığınmadı, hep “önce insan” dedi.

 

Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı, dekan yardımcılığı, dekanlık… Görevleri arttıkça kalbindeki samimiyet daha da büyüdü.

 

Durkaya Hoca’yı tanıyanlar iyi bilir: “Acil hasta var” dendiğinde toplantıyı bile bırakıp ameliyathaneye koşar.

 

Öğrencilerinin geleceği için özel hayatından vazgeçer.

 

Dostluk onun için bir kelime değil, yaşatılan bir değer olmuştur. Yanlışa düşene “Sen bizim için önemlisin” diyecek kadar hassas, hakkaniyetten asla taviz vermeyecek kadar da dürüsttür.

 

Üç çocuk babası, vefalı bir eş, örnek bir akademisyen…

 

Yaptığı binlerce ameliyat ve sayısız kurtarılmış hayat, onun sadece başarılarını değil, insanlık duruşunu da gösteriyor.

 

Bugün hâlâ Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yarının doktorlarına ders veriyor, genç akademisyenlere yol gösteriyor.

 

İşte bu yüzden, değerler yaşarken kıymet görmeli.