2026 Mayıs ayı sonunda mutlak butlan kararı ile bazı yurttaşların hala görevlerini yapabildiğini görüyor gibiyim.
Medeni hukuk ve borçlar hukukuna dayanan ve süreç içinde kural dışı vakanın, ispatlandığı taktirde hiç gerçekleşmemiş olduğunun varsayıldığı durumu izah eden terim (mutlak butlan) olarak anlamaktayım.
Yarış düzenlenmiş. Yarışmacılardan bazıları bazı kuralları ihlal ettiği düşünülmüş. Kural ihlali bir şekilde belgelenmiş. İtiraz süreci başlamış. Belirli bir süre sonra otorite kararı vermiş. Yarış iptal edilmiş. Mutlak butlan olmuş.
Gerçeklerin farkında olan, halkını seven kurucu irade; durum değerlendirmesini kusursuzca gerçekleştirmiş ve varlık mücadelemizi sürdürdüğümüz coğrafyada, gelecekte idarenin hukuki meşrutiyet tartışması doğurabilecek girişimlerce devir alındığı durumları da öngörerek yok oluşa giden durumları önlemek için sistemin durdurulabileceği fren mekanizmaları tasarlamış ve sistem içine ustaca monte etmiştir.
Gençliğe hitabede de bağımsızlığı ve devleti sonsuza kadar koruma ve savunma ödevi verilmiştir. Görev; tasarlanmış sistemlerin korunması ve zor durumlarda sistemin koruma mekanizmalarını devreye sokulması ile ancak yerine getirilebilecektir.
Her ne kadar en etkili fren mekanizmaları (Senato, meclis,) zamanla devre dışı bırakılmış olsa da, el freni olarak betimleyebileceğim ‘yok hükmü taşıması’ talebinin halen çalışıp çalışmadığı son günlerde test edilmiştir.
Demokratik yönetim sistemine planlı geçiş için, altyapı tamamlanmadan atılmak zorunda kalınan adımların; hiç değilse güvenli olabilmesi için, tedbirli bir kurgu gelecek nesiller için hazırlanmış ve aklı başında olan idarecilerin kullanımına sunulmuştur.
Senatonun önce işlevsiz hale getirilip sonrada kapatıldığını (1980) biliyoruz. Ana fren mekanizmasının, önce çomak sokularak bozulması sonra da çalışmadığı gerekçesi ile devre dışı bırakılması filmini izlemiştik.
Yokuş aşağı giden aracın hızının yavaşlatılması için kullanılan motor freni (meclis), başkanlık sisteminin de uygulamaya alınmasıyla (2018) birlikte de işlevini büyük oranda kayıp etmesiyle çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefindeki tedbirli yolculuk neredeyse hayal haline gelmiştir.
Sürücünün, uçurumu görmesi ile farkına vardığı boşluktan kaçış için elinde olan tek çare (ahlak dayanağı) el freni mekanizmasının da önce 2024’de, günümüzde (2026) de tekrar denenmesi ile sistemin nemli havalarda çalıştığı görülmüştür.
1900’lü yıllarda yıkık bir şekilde uçurumun kenarındaydık. Şimdi ise fren mekanizması neredeyse tamamen devre dışı şekilde yolculuğumuza devam ediyoruz. Yolculuktan endişe eden etli butlu gençler acil çıkış butonuna basarak sulak ve yeşil alanlara doğru gitmek için ülkeyi terk ediyor, bazıları da yolculuğu depresif bir şekilde izliyor. Elde olan fren mekanizmalarının farkında olan yurtseverler freni devreye sokunca yavaşlıyoruz. Yavaşlama disklerin sıkışmasına, yerle temasın artmasına dolayısı ile birim alana düşen yükün artması nedeni ile yükü taşıyan parçaların üzerindeki ağırlığın artmasına sebep oluyor. Parçalardan gelen sesleri duyuyor, çıkan kıvılcımları görebiliyorum.
Önümüzdeki süreçte yavaşlayan gidişattan kimilerince oluşan memnuniyetsizlikle, bir araya gelen parçalar, yasaları oluşturan ahlaki kodların iklim değişikliği etkisiyle kurak geçen yıllara rağmen henüz kayıp edilmediğinin; bol yağıştan kaynaklı topraktan adeta fışkıran otun biçilerek yönetilemediği bir Ankara baharında nazikçe anlaşılmasıyla sonuçlanmıştır.
Yazın yaklaşmasıyla ılık poyraz ile kuruyacak otlar aç hayvanlarımızı bu sene doyurmaya da yeteceği nettir. El fren mekanizmasının da devre dışı bırakılacağı açgözlü girişimlerinden vazgeçilmeyeceği her ne kadar sezinse de, bu yıl Ankara’da otumuz boldur malımız toktur kavgamız yoktur.
Çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma hedefindeki yolculuğumuzda, kurucu iradenin vermiş olduğu bağımsızlığımızı ve devletimizi koruma ve savunma vazifesiyle; tedirgin ve konforsuz geçen yolculuk halinin ıslahı için şimdilik çözüm önerim ise; depresif şekilde yolculuğu izleyen gençlerin toplumsal yön duygusunu etkileyen alanlarda filizlenerek dayanışma üretmeleri ve toplumun geleceği için en mantıklı bulduklarını desteklemelerinden geçmektedir.


