Milli ve toplumsal tehlike ve hassasiyetleri dile getiren Musavat Beyi dinlerken çok zor ve zorlu bir süreçte olduğumuz çok açık. Çözüm süreci şayet dedikleri gibi salt PKK terör örgütünün sonlandırılması ve örgüt üyelerinin dağdan indirilmesiyle sonlandırılacaksa kimsenin bir itırazı ve diyecek bir lafı olamaz ve bu süreç huzur ve mıtluluk verir, toplumsal destek bulur ve eğer burada kalacaksa da elbette alkışlanır.
Fakat daha sonrasında Apo'nun yeniden bir demokratik entegrasyon dediği gizemli şifreli ve izaha çok muhtaç sözünden hareketle; atılacak yasal ve anayasal adımlar ve değişiklikler var mı yok mu onu bilmiyoruz. Yeni bir ulus devlet inşası, yeni bir kimlik inşası ve yeni bir ikinci ana dilde eğitim hakkı ve yeni bir yurttaşlık tanımı olacak mı olmayacak mı onu da şimdilik bilmiyoruz. Ancak yakında meclise getirilecek çerçeve yasadan sonra ilerleyen süreçte tüm bu soruların mutlalaka bir cevabı olacaktır.
Tüm bunlar bilinmeden gizemle yürütülen süreç hakkında hüküm kurmak veya yorum yapmak denizin üzerine duvar örmek gibi olur.. Ancak sosyolojik bir hakikat var ki; ulusal sorunlarda milletin evet demeği, toplumsal mutabakatın sağlammadığı ortak sorunların çözülmesi zor. Türk milleti terörün bitirilmesin evet demekte. Ancak bunun ötesinde atılacak olası adımlara ise kahir eksetiyetle geçit vermeyeceği açıktır.
Özetle çok netameli ve çok kırılgan bir süreçten geçiyoruz ve yaşıyoruz. Umarım ulusal bilik ve bütünlüğümüz zedelenmeden ve üniter devlet yapımıza halel getirilmeden Yeni Parti, İYİ Parti ve Zafer Partisi'nin de destek vereceği terörü bitirmekle sınırlı kalacak PKK sorunu çözülür ve bin yıllık bölünemez ortak vatanda ve bin yıllık kardeşlik hukukumuz bütün kem gözlere ve tüm emperyal projelere rağmen yoluna devam eder.

