O Bayram olan Bayram

Yâranını bulan tamam,

cânânını bulan başka;

başkalığın adı bayram olur.

 

İnsan, bayramı çoğu zaman takvimde arar. Günler sayılır, hazırlıklar yapılır; oysa bayram,

vakitten önce hâl ile gelir. Hâl yoksa gün yalnızca bir tarihtir; hâl varsa en sıradan gün bile

bayram olur.

Bu yüzden “bayram” denilen şey, dışarıdan ilan edilen bir gün değil; içeride gerçekleşen bir

dönüş hâlidir.

İnsan kendini bulduğunda bayram olur.

Kalbindeki perde kalktığında bayram olur.

Affedildiğini hissettiğinde bayram olur.

Sevgi, kalpte sahici bir yer tuttuğunda bayram olur.

Hakikat, dilde değil kalpte karşılık bulduğunda bayram olur. Çünkü insanın asıl arayışı,

kendisinden daha büyük olanı bulma arayışıdır.

Bu buluş gerçekleştiğinde, hicap kalkar, mesafe silinir, kalp dağınıklıktan kurtulur. İnsan, sahip olduklarıyla değil; ait olduğu yerle huzur bulur.

O an, bayramdır.  Bayram, geldiği için bayram değildir. Olduğu için bayramdır.

Zamanı yoktur; şartı vardır. Takvimi yoktur; hâli vardır.

İnsan, kendisiyle ve Hak ile arasındaki mesafe ortadan kalktığında, artık günün adı değişir. O

zaman insan şunu anlar: Bayram, bulduğum gün değil; bulduğumu fark ettiğim andır.