Ülkemizde kent ve dağ adları geçince birbiriyle kopmaz bağı olan üç kentimiz vardır: Erzurum denince Palandöken, Kayseri denince Erciyes, Bursa denince de Uludağ birlikte hatırlanır.
Her üçü de ülkemizin en kayda değer kayak merkezleridir. Erciyes 3917, Palandöken 3217, Uludağ 2543 metre yüksekliktedir.
Palandöken ve Erciyes Dağını yılarca seyrettim ve üzerinde kayak yaptım. Yüce dağlarımız şairlere ilham kaynağı olmuştur.

Arif Nihat Asya Ağrı Dağı’nı görünce şu çok ilham veren şiirini kaleme alır:
Bir âbide istersen eğer, Ağrı'ya git!
Yükseklerden gelen büyük çağrıya git!
Çıkmışken yolcu, Ağrı'nın zirvesine,
Dönmek ne demek? Kanatlanıp Tanrı'ya git!
Dağ ve insan arasındaki ilişkiyi kurmak için öğrencilerime sorduğum önemli sorulardan birisi de hayatınızda çıktığınız en yüksek dağ neresidir?
Yücelik ve sonsuzluk duygusunu hem erdemli, anlayışlı ve bilge insanın iç ve düşünce dünyasını keşfettiğimizde hem de yüce dağ ve denizlerde yaşarız.
Yüksek ve ulu dağların tepelerine çıktığımızda dereleri, küçük tepeleri değil gözünüzün alabildiği kadar yüksek öteki dağları görmüş oluruz. Ne zaman dağları gezip görmek, keşfetmek istediğimizde; bitki örtüsünü, su kaynaklarını ve üzerinde yaşayan hayvanları görürüz.

Tepelere yaklaştıkça tepe bizden uzaklaşır. Daha çok yolumuz mu var deriz. Çıktığımızda da yücelik duygusu sarar içimizi.
Düşüncelerimiz de böyle oluşur. Hayata çukurlardan, derelerden değil, büyük insanların nasıl baktığını öğrenerek parça bölük bakıştan daha çok resmin tümüne bakarak öğrenilir.
Aşağıdan bakınca dağlar kendini gizler. Yüce dağların birbirini gördüğü gibi Tanrı Elçileri /Resuller ve Bilgeler/filozoflar da birbirini görür ve anlarlar. Onların düşüncedeki farklılıkları birbirini anladığı içindir.
Güneş ışığı ve rüzgâr almayan derelerin ve kuytuların içerisinde kalan insanlar, resmin bütünü göremedikleri için bölük pörçük düşünce adına yaptıkları kavgaları birbirlerini anlamadıkları içindir. Bu bir kör döğüşüdür.
Bu duygularla yakın dostum rahmetli emekli öğretmen ve yazar Mehmet Vural hocamla kayak yaparken ve diğer zamanlarda Palandöken Dağı’na ne katkımız olur diye aramızda fikir alışverişi yapardık. Oltu ve Şenkaya bölgesinde yetişen yabani meyvelerden bahsederdi. Onları getirip muhtelif yerlere dikmeyi düşünüyorduk.

Mehmet hocam Erzurum’da ilk defa Dadaşkent’teki bahçesinde MAVİ LADİN tohumu getirerek fidanını yetiştirdi. Dört dönümlük bahçesini maviye büründürdü. Erzurum Teknik Üniversitesi yeni kuruluş aşamasındaydı. Kendisine eğer rektörlük müsaade ederse adınıza üniversitenin yerleşkesine MAVİ LADİN koruluğu kurar mısın dedim. Bu düşünceyle Hocam Teknik Üniversiteye gitmiş ancak projesini gerçekleştirememişti. Bu nedenle üzüntüsünü de bana belirtmişti. Bu projesini gerçekleştiremeyince yetiştirdiği fidanları çok üzgün bir durumda Dadaşkent girişindeki fidanlığa çok cüzi bir paraya devretti.
Büyük Şehir Belediyesi de bu devredilen MAVİ LADİN fidanlarını fidanlıktan satın alarak MEVLAN’A VADİSİ’NE dikmiş. Bunu sonradan fidancı Şaban kardeşim söyledi. Gerçekten çok güzel bir peyzaj olmuş. Büyük Şehir Belediye’si Genel Sekreteri Zafer Bey’i telefonla arayarak tebrik ettim.
2019‘da KORONAVİRÜS nedeniyle Mehmet Vural hocam kurtarılamadı rahmetli oldu. Bahçesinde tüplerde 100 adet mavi ladin öksüz ve yetim kaldı.
Bahçemden topladığım çiçek tohumlarını Ejder-3200 Genel Müdürü Ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdulselim BAĞRIYANIK Beyefendi’ye isterlerse vereceğimi söyledim.
Dağ Operasyon Sorumlusu Said TAŞLIBEYAZ kardeşimle bahçemde buluştuk ne var ne yok topladığım çiçek tohumları verdim. Yeter ki kentimizi, dağımızı ve bağımızı güzelleştirelim. İnsan yakışan bir mekânda yaşayalım.
Kendisi kadar değerli eşi Fahriye Hoca Hanım ve evlatları Elif ve Çağrı’ya 100 kadar ladinleri Palandöken dağına dikelim dedim. Çok memnun oluruz, rahmetli hocanın da isteği buydu dediler.
Bu konuyu Ejder-3200 Genel Müdürü Ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdulselim BAĞRIYANIK Beyefendi’ye ilettim. Değerli hocam memnuniyetle ne gerekiyorsa yapalım dediler. Beni ve Çağrı’yı arabasına alarak Palandöken Dağı üzerinde yaptıklarını ve yapacaklarını bizzat gezerek gösterdiler.
Gezerken Erdal Toygun’ın şiirinde dillendirdiği mısraları aklıma geldi:
Palandöken cilveli, nazlı gülüm,
Yamaçlarında açan mor sümbülüm.
Dadaş ruhlu, bağrı yanık bülbülüm,
Başı duman sevdalı Palandöken…
Genç yaşta bu kadar tabiat seven ve işinin aşığı arkadaşlarla tanışınca çok sevindim. Çünkü her bahar dersine girdiğim öğrencilerime çiçek tohumu dağıtır, yetiştirene puan veririm. Eğitim Fakültesi öğrencisi olmalarına rağmen hemen çoğu hocam bunlar ne olacak, nasıl yetiştireceğiz gibi telaşla sorular sorarlar.

Abdulselim müdürümüz yaptıkları çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi: “Palandöken Kayak Merkezi'nde, doğal çevrenin korunması, yeşil alanların artırılması ve ziyaretçilere daha estetik, düzenli ve sürdürülebilir bir yaşam alanı sunulması amacıyla kapsamlı peyzaj ve çevre düzenleme çalışmaları yürütmekteyiz.
Bu kapsamda, toplam “300 dönümlük alanda yeşillendirme çalışmaları” gerçekleştirildi. Yeşillendirme çalışmalarından önce alanların bitkilendirmeye uygun hale getirilmesi amacıyla “bitkisel toprak serimi, toprak işleme ve sürme, taş temizliği ile gübreleme çalışmaları” yapıldı. Böylece bitkilerin sağlıklı gelişimine uygun toprak yapısı oluşturularak alanların yeşil dokuya kazandırılması sağlandı.
Palandöken Kayak Merkezi'nde 2017 yılından günümüze kadar kaç milyonlara ulaşan ağaç dikimi gerçekleştirildi. Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla bölgenin yeşil dokusunun güçlendirilmesi, doğal çevrenin korunması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılması hedeflenmekte. Ağaç çeşitleri: sarıçam, karaçam, badem, huş, kuşburnu ama genel olarak huş ve sarıçam dikilmiş.”
Sizin MAVİ LADİN koruluğunuzla da önemli deneme yapacağız, dedi. Ben de ağaçlar tüplü olduğu için eğer dikimi ve bakımı düzgün olursa tutmaması için bir neden yok. Otelin yanında mavi ladinler çok güzel büyümüşler dedim.
Yine devamla: “Kayak merkezi, doğal bitki çeşitliliği açısından da önemli bir potansiyele sahip. Bölgede “toplam 22 adet endemik bitki türü” bulunmakta. Bu bitki türlerinin korunması ve doğal yaşam alanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması, yürütülen çevre ve peyzaj çalışmalarının önemli unsurlarından birini oluşturmakta.
Ziyaretçilerin doğayla için vakit geçirebilmeleri ve bölgenin dört mevsim turizm potansiyelinin artırılması amacıyla “5 farklı lokasyonda yürüyüş rotaları” oluşturuldu. Oluşturulan yürüyüş rotaları sayesinde ziyaretçilerin Palandöken'in doğal güzelliklerini keşfetmeleri ve açık alanları daha etkin kullanmaları amaçlanmakta.
Ayrıca kayak merkezi içerisinde bulunan “kafelerin önlerinde yürüyüş yolları ve peyzaj düzenleme çalışmaları” gerçekleştirildi. Yapılan çevre düzenlemeleriyle sosyal alanların daha estetik, düzenli ve kullanışlı hale getirilmesi, ziyaretçilere daha konforlu ve keyifli bir ortam sunulması hedeflendi.
Palandöken Kayak Merkezi'nde gerçekleştirilen ağaçlandırma, yeşillendirme, yürüyüş yolları ve peyzaj düzenleme çalışmaları; bölgenin doğal yapısının korunmasına, çevresel sürdürülebilirliğin desteklenmesine ve kayak merkezinin dört mevsim yaşayan önemli bir turizm ve rekreasyon merkezi haline gelmesine katkı sağlamakta.”
Dağı gezdikçe daha çok yapılacak işin olduğunu gördüm. Yapılanları gördükçe de mutlu oldum ve sevindim. Demek ki bu dağ bize bereket, bolluk verecektir. Yeter ki onu dilinden anlayalım.
Ertesi gün Dağ Operasyon Sorumlusu Said TAŞLIBEYAZ kardeşim belediyemizin aracıyla fidanları aldırarak belirlenen iki ayrı yere götürerek diktiler.
Rüzgâra karşı ağaçların yanlarında herek denen dayanakları dikilmemişti. Eğer herekler yoksa rüzgâr onları kurutur dedik. Çağrı 20 adet mavi ladin fidanlıktan satın alarak mavi ladinleri 120'ye, 100 adet de herek satın alarak teslim etti. Ağaçların çoğu güvenceye alındı.
Ejder-3200 Genel Müdürü Ve Yönetim Kurulu ile Çağrı Vural arasında yazılı bir şartname imzalandı. Şartnamede bakım ve koruma işini müdürlük üstlendi.

Sarı Gelin türküsünde:
“Palan Döken Yüce Dağ
Altı Mor Sümbüllü Bağ
Seni Vermem Yadlara
Niceki Bu Canım Sağ” dillendirildiği gibi sadece altı mor sümbüllü dağ değil, aynı zamanda koynunda sakladığı Büyük Palandöken Tabyası ve Küçük Palandöken Tabyalarıyla da düşmana aman ve izin vermeyen kahramanlık destanının yazıldığı dağdır Palandöken.
Resimler çekildik ve mutlu olarak ayrıldık. Değerli hocam ve kadim dostum Mehmet Vural ebedi istirahatgahında rahat uyu. Değerli eşi Fahriye Hoca Hanım ve evlatları Elif ve Çağrı çok hayırlı ve örnek bir davranış gösterdiler. Emeği geçen herkesi kutlar tebrik ederim.


