''Psikiyatri - Modern Psikobiyoloji ve Ruh Hastalıkları''...merhum Ayhan Songar'ın kitabı...şimdi baktım, 1977'de basılmış...demek ki 1979 yahut 1980'de okumuşum...soranlara, kendime teşhis koymak için diyerek cevap veriyordum...
...
İkinci hatıramda...Mehmet Ağar, Nihat Genç ve ben Diyarbakır uçağına doğru yürüyoruz...bir yahut en fazla iki gün kalacağız...Ağar'ın bagajı tabii olarak korumalarda...Nihat'ın toplam bagajı iç çamaşırından ibaret...benim valizimdekilerle Diyarbakır'da mübalağasız bir ay kalınabilir...
...
Son hatıramda oğlumlayız...benzinliğin marketinden bana bir karton sigara alacak...kredi kartımı verdim, şifreyi söyledim ve dur dedim...nakit para da verdim...yüzüme şaşkınlıkla bakıp ''Baba'' dedi...oğlum dedim, birkaç yıl önce olsaydı sana 50 de dolar vermiş olacaktım...
...
X platformunda Sedanur Kapucu isimli hanımefendi, benim de bir ölçüde dahil edilebileceğim ''tür''e dair çok güzel bir metin kaleme almış...
Paylaşmak istedim efendim...buyurun...
...
''Bazı insanlar vardır bir ekmek lazımken iki tane alırlar. Dışarı çıkarken her eşyasını yanında bulundururlar. Telefonun şarjı %40’ken şarja takarlar. Bir mesajı göndermeden önce defalarca okurlar. Bu insanlar dışardan bakınca fazla tedbirli görünürler ama aslında mesele çok daha farklıdır.
Her şeyi tek başına yapmaya, bir sorunla karşılaştıklarında kendi başının çaresine bakmaya alışmışlardır. Bu bir bağımsızlık, kendi ayakları üzerinde durma hali değildir. Bu bir yastır. Kurtarmaya aslında hiç kimsenin gelmeyeceğini çok genç yaşta anlamanın yasıdır.
Herkes dağılırken her şeyi bir arada tutmak zorunda kalan o çocuğun yasıdır. Yardım istedikleri ve kimsenin gelmediği her an için tutulan bir yastır. Çünkü insan birilerinden yardım isteyebileceğine inanıyorsa, çaresiz kalmaktan korkmaz. Bu insanların asıl korkusu şudur, ya birinden yardım istemek zorunda kalırsam?
Bu yüzden bu kişiler hayatlarında sorun yaşama ihtimalini ortadan kaldırarak yaşarlar. Yani bu insanlar kontrol manyağı değildir. Sadece bir zamanlar yalnızlığı o kadar iyi tatmışlardır ki bu yüzden çaresiz kalmamak ve kimseye muhtaç olmamak için yaşarlar.
Güçlü olmayı seçmemişlerdir, buna mecbur kalmışlardır her zaman. Çünkü yıkılmak güvenli değildir. Ağlamak hiçbir şeyi değiştirmemiştir ve insanlara ihtiyaç duymak sadece hayal kırıklığına, suçluluk duygusuna veya cezalandırılmaya yol açmıştır.
Bu yüzden her türlü ihtimale karşı aşırı hazırlıklı biri olarak büyürler. Hayatta yedek planlarının bile yedek planları vardır. Kapıları, prizleri, çantaları, arabayı, mesajları, duyguları, her şeyi iki kez kontrol ederler.
İçten içe parçalanırken bile "ben hallederim"in ağırlığını taşırlar. İnsanlar onlara “bağımsız, özgür, güçlü" diyor ama onlar gizlice birinin kollarına yığılmak ve bu kez gerçekten tutulmak istiyorlar.''


