Bu hikâyeyi daha önce nakletmiş olabilirim...tam yerine rast gelince mecburen bir daha...
Nebbaş malumunuz...mezar soyucu demek...
Köyün yahut kasabanın birinde bir nebbaş var...ahali ne yaptığını bildiği halde şerrinden ürküyor...
Ahalinin kendisine karşı duygularından haberdar tabii...bir de oğlu var...henüz ergenlik çağlarında...sürekli oğlunu övüyor ve bu oğlan bana rahmet okutacak göreceksiniz diyor...
Gel zaman git zaman nebbaş ölüyor ve artık ergenlikten çıkmış oğlu mezar soygunculuğuna başlıyor...ancak...oğul nebbaş soyulacak bir şeyi olmayan ölülere hınç duyuyor ve hıncını da o ölüleri kazığa oturtarak çıkarıyor...
Ahali nebbaşı gerçekten rahmetle yad ediyor: rahmetli babası da mezarları soyardı ama Allah var öyle kazık mazık işi yoktu...
...
Bize de mecburen dedirttiler ki...rahmetli babaları da çalardı ama Allah var öyle fon mon işleri yoktu...


